İnternet bağımlılığına yerli ve milli çözümler

İnternet bağımlılığına yerli ve milli çözümler
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çağımızın hastalığı olarak nitelendirilen internet bağımılığına çözüm aranıyor. Bu konuda birçok kuruluş akademik düzeyde çalışmalar yapıyor. Yeşilay Dergisi’nin Temmuz ayı sayısında, YEDAM’ın (Yeşilay Danışmanlık Merkezi) internet bağımlılığına yerli ve milli çözümleri hakkında açıklamalarda bulundu. YEDAM’ın gençlerde oyun ve sosyal medya bağımlılığı konusundaki çalışmaları hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Ögel, tamamen insanımıza özgü tedavi yöntemleri derlediklerini belirti. Prof. Dr. Ögeli, tedavide amacın gençte farkındalık oluşturmak ailede ise kural koyma becerilerini geliştirmek olduğunu vurguladı.

”Oyun ve sosyal medya bağımlılığını ayrı ayrı değerlendiriyoruz”

İnternet müdahale programı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ögeli, ”YEDAM’da oyun ve sosyal medya bağımlılığını ayrı ayrı değerlendiriyoruz. Müdahale yöntemleri de farklıdır. Hedef, internetin getirdiği zararların gencin farkına varmasını sağlamak, bunu değiştirmek için yapabilecekleri konusunda bilgilendirmek, bunları yaparken karşılaşacağı zorluklarla başa çıkma becerilerini kazandırmaktır. Aileyle çalışma da önemli bir bileşendir. Ailenin kural koyma, çatışma çözme, sorumluluk verme becerileri artırılmakta, bağımlı aile üyesine nasıl davranması gerektiği konusunda bilgilendirilmektedir” dedi.

YEDAM’ın internet bağımlılığı konusundaki çalışmalarına ne zaman başladığına değinen Prof. Dr. Ögeli, ”Yaklaşık üç yıldır bu çalışmalar yapılıyor. YEDAM’ın farklılıkları şunlar: Biz sahada insanımıza uygun yöntemleri derledik, dışarıdan gelen yöntemleri değil. Bizim insanımız, bizim ebeveynimiz, bizim gençlerimize yönelik hangi yöntemler daha iyi çalışıyorsa onlardan birer parça alıp yeni bir yöntem oluşturduk. Bunun en önemli parçası değerlendirmedir. Çok iyi bir değerlendirme yapıyoruz.

Eksiklikleri, ihtiyaçları, riskleri neler, ebeveynin özellikleri neler? Tüm bunları değerlendiren çok kapsamlı bir sistemimiz var. Çünkü nereye gideceğini bilmeden yola çıkmak yanlıştır. Bu yüzden biz yola çıkmadan nereye gideceğimizi çok net belirliyoruz. İki tane hedefimiz var: Birincisi, genç ile uğraşmak; ikincisi, ebeveyn ile yani aile ile çalışmak” şeklinde konuştu.

”Çoğu genç fazla oyun oynadığının farkında değil”

Prof. Dr. Ögeli, sözlerine şöyle devam etti: ”Gençle çalışırken şunu görüyoruz ki aslında gençler bu konuda çok bilgisizler. Çoğu genç fazla oyun oynadığının farkında değil ve “Ben çok oynamıyorum ki” diyor. Fazla oyun oynadıklarının ve bunun hayatlarını bozduğunun, sosyal medya ile fazla ilgilendiklerinin farkına varmalarını sağlıyoruz. Sonrasında bunu nasıl kısıtlayabileceklerini öğretiyoruz ve izlemeye başlıyoruz. Önerdiğimiz yöntemleri ne kadar uyguladılar ya da uygulayamadılar? Bu yöntem işe yaramadıysa başka hangi yöntemi bulalım, işe yaradıysa bunu nasıl geliştirebiliriz gibi.

Bunu bir anda kesmek mümkün değil; ama hayatın içinde bununla başa çıkmayı öğrenebilmesi lazım. Ebeveynlere baktığımızda bazı temel sorunlar görüyoruz. Bunlardan birincisi, aile içi bağların çok iyi olmaması. İkincisi çatışma becerilerinin düşük olması. Çocuğa sorumluluk verme ve en önemlisi kural koyma becerisinin yetersiz olduğunu görüyoruz. Biz ailelere bunları kazandırmaya çalışıyoruz. Bağımlılık bir aile hastalığıdır. Bu nedenle her şeyi değerlendirip izliyoruz”.

”Muhakkak internetsiz anlar ve günler olmalı”

İnternet hayatın her yerinde olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Ögeli, ”İnternetsiz hayat yok. Bir sigara bağımlısına “Sigarayı bırak” diyebilirsiniz. Ama internet bağımlısına bunu söyleme imkânı yok. Çünkü artık internetsiz bir yaşam yok. Bu nedenle interneti doğru kullanmak büyük önem taşıyor. Muhakkak internetsiz anlar ve günler olmalı; eğer oyun oynuyorsanız haftanın belli günleri oynamayın. Sosyal medya kullanıyorsanız sadece günün belirli saatlerinde sosyal medyaya bakın” diye konuştu.

Gençlerin dijital detoksu nasıl yapması gerektiği konusunda açıklama yapan Prof. Dr. Ögeli, ”Gençlerin neyle çok ilgilendiğine bağlı. Eğer oyunla çok yoğun ilgileniyorsa o zaman “temiz günler” çok önemli. Haftada dört gün oyun oynamamak, hiç bilgisayara girmemek, sadece ödev yapıp başka hiçbir şey yapmamak. Hatta bilgisayardan bile ödev yapmayıp, ödevi önceden bitirmek. Aslında bu yetişkinler için de geçerli.

Temiz günlerimizin olması lazım. Sosyal medya kullanıcısı ise “temiz günler” uygulamak zor. Çünkü sosyal medya çok hareketli bir mecra. Kişi gündelik yaşamında anı yaşasın, ondan sonra sosyal medya saati geldiği için de sosyal medyasına baksın. Peki amacımız ne? İnternetin hayatımızın her alanına girmesini engellemek. Zaten o zaman internet zarar vermemeye başlıyor” açıklamasında bulundu.

Bu Yazıya Tepki Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir