Kış Hastalıkları Sezonu ve Tavsiyeler

Anneliğimizi hepimiz farklı yaşıyoruz ancak kaçınılmaz şekilde aynı davranış kalıplarını uyguluyoruz

Kış Hastalıkları Sezonu ve Tavsiyeler
Kış Hastalıkları Sezonu ve Tavsiyeler
Anneliğimizi hepimiz farklı yaşıyoruz ancak kaçınılmaz şekilde aynı davranış kalıplarını uyguluyoruz. Çocuklarımıza belirli bir düzen vermeye çalışıyor, karşılaştığımız zorluklarla belli bir şekilde mücadele etmeye alışıyoruz. Günlerimizi bir rutine uydurmaya ve rutinin verdiği güvene sığınmaya çalışıyoruz. Ve sonra düzen birdenbire altüst oluyor. Önce minik burundan gelen bir hışırtı. Sonra bir öksürük ya da hapşırık. Yavaşça kızaran yanaklar ve göstermemesi gereken bir rakamı gözümüze sokan termometre. Hoş geldin grip mevsimi, hoş geldin alerjik tıkanmalar, hoş geldin kulak iltihaplanmaları. Hoş geldiniz derken, hani hepimizin ailede hiç sevmediği dedikoducu, yargılamayı seven, karşılaşınca bile ergenlik yıllarına dönüp elinizi ayağınızı nereye koyacağınızı bilemediğiniz bir büyük yengesi, bir büyük eniştesi vardır. Bayramdan bayrama görüşürsünüz, annenizin iteklemesiyle “hoş geldin” dersiniz. Kaçış yoktur bundan ya, hastalıklara hoş geldiniz de bu minvalde yanlış anlaşılmayalım. Havalar azıcık soğumaya başladı ya, minikler sözbirliği etmişçesine birer birer yapıyorlar şovlarını. Herkesin miniği de kendi şovunda uzman yani. Kimi gece ani ateşlenme konusunda uzman, kimisi krup olup nefes alamamak konusunda yapıyor yüksek lisansını. Çocukların hastalıklarla mücadelesi şaşırtıcı çeşitlilikte senaryolarla oynansa da her evde, rolü değişmeyen tek bir karakter var. Bildiniz, garip anam, çilekeş anam oluyor bu kahraman, biz oluyoruz. Kış geliyor ya şimdi, fırından yeni çıkmış sıcacık poğaça gibi yanacıkları yanan çocukların başında kıvrılacak birçoğumuz. İlaç saatleri kaçmasın diye uykuya dalıp dalmadığımızı bilmeden geceler geçecek. Yatakta yatarken dualar edeceğiz iyileşmesi için. Kaplan kesilip suçlu arayacağız, kimin çocuğundan bulaştı bu musibet diye. Ancak tabii anneliğin olmazsa olmazı, neonlu suçluluk oklarını kendimiz üzerimize çevireceğiz, dedik ya anneliğin şanındandır, kim bilir kaçımız “benim yüzümden mi” diye hayıflanacak. Kocalarımıza çatacağız gene. Yalnız hissedecek ve çocuk doktorumuzu evde yaşatabilecek kadar zengin olmayı dileyeceğiz. Çocuğumuz kısık sesiyle mıymıy bir şeyler anlatırken gözler yaşaracak, kendi çapımızda eski Türk filmi çevirecek, Hülya Koçyiğit gibi gözyaşlarımızı saklayacağız. Ama geçecek, hep geçecek. Hatta zaman öyle çabuk geçecek ki, bir de bakacağız yıllar geçmiş, daha dün arabalı küçük yatağında yatan minik oğlan veya pembe şirin pijamasıyla uyuyan minik kız telefon açıp sorar: “Anne ya, grip olmuşm, ben çocukken yaptığın o çorbanın tarifi neydi?” Kış mevsimi yaklaştıkça tekrar yaşanacağını bildiğimiz gribal korku filmlerinde başrolde yalnız olmadığınızı hatırlatmak istedik.
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çocuklarımızı Nasıl Yanlış Anlıyoruz?
Çocuklarımızı Nasıl Yanlış Anlıyoruz?
İşsizlik Maaşını Kimler Alabilir? Nasıl Başvurulur?
İşsizlik Maaşını Kimler Alabilir? Nasıl Başvurulur?